3 Nisan 2025
Dünya, ulaştırma sektöründe karbonsuzlaştırmaya hazır. Uzun mesafe kamyonları ve havacılık, demiryolu ulaşımı ve hususi araçlarda elde edilen kazanımların gerisinde kalmaktadır. GEA Pre2Fuel ile bu değişim geliyor. Yenilikçi proses, hidro-işlemden geçmiş bitkisel yağ (HVO) ve sürdürülebilir havacılık yakıtı (SAF) gibi biyo-yakıtların ön-işleminde bir dönüm noktasını işaret etmektedir. Ağartma işlemini ortadan kaldırmak suretiyle üreticiler, önemli tasarruf potansiyellerinden faydalanmaktadır: %50’nin üstünde daha düşük işletme maliyeti ve %12’ye varan daha az CO2 emisyonu. Bu yükselen Pre2Fuel teknolojisi dünyasına gelinj birlikte dalalım.
Nereden başlıyoruz? %7’lik karışımlı biyodizel (B7) şu anda yaygın olarak kullanılmaktadır. Bu, birinci nesil biyo-yakıtlara aittir. HVO ve SAF ile, ikinci nesil biyo-yakıtlara doğru yol alıyoruz. GEA Yenilenebilir Enerji Departmanı Satış ve Ürün Müdürü olan Julian Poll, süreci ve avantajlarını açıklıyor: “Bu yakıtların en önemli avantajlarından birisi de “drop-in” (anlık) olarak adlandırılan yakıtlar olmalarıdır. Bu durum HVO’nun, demiryolu taşımacılığı veya denizcilik motorları gibi mevcut dizel motorlarda, yeni motor teknolojilerine ihtiyaç duyulmadan %100 kullanılabileceği anlamına geliyor. SAF aynı zamanda, konvansiyonel Jet A-1 kerosen ile tamamen uyumlu olup, herhangi bir değişiklik yapılmadan uçak türbinlerine karıştırılabilir. Hatta havaalanı yakıt depolarında fosil kerosen ile herhangi bir sorun olmadan karıştırılabilir. Elektrikli ve hidrojenle çalışan uçaklar hala geleceğe yönelik hayaller olduğu için, SAF halihazırda mevcut olan en sürdürülebilir çözümdür.”
Küçük kızartmalar dışında her şey: Kullanılmış pişirme yağları ve diğer artık sıvı ve katı yağlar, HVO ve SAF için mükemmel bir ham maddedir.
Bir başka önemli faktör de, kullanılmış pişirme yağlarının verimli bir şekilde toplanmasıdır. Büyük kamyon filoları olan şirketler, restorandan restorana dolaşarak daha ileri işlemlerden geçirilecek olan kullanılmış kızartma yağlarını toplamak üzere merkezi olmayan bir toplama sistemine bel bağlamaktadır. Avusturya’da, HVO üretimi amacıyla kullanılmış pişirme yağının toplanmasını kolaylaştırmak için konteyner istasyonları da kullanılmaktadır.
İşleyiciler için, ön-işlemin gerekli spesifikasyon seviyelerine güvenilir bir şekilde ulaşması, hangi ham maddelerin işlendiğine ya da karıştırıldığına bakılmaksızın çok önemlidir. “Biz buna karıştırma diyoruz” diye açıklıyor Poll. “İşleyiciler farklı kalitelerde çok çeşitli ham maddeler teslim alır ve ön-işlem bu ham maddeleri işleyebilmelidir. Bunu kapsamlı şekilde test ettik. Ulaştığımız sonuçlar: Saf ya da karıştırılmış hangi ham maddeyi test ettiysek, GEA Pre2Fuel, fosfor ve metal azaltımı bakımından konvansiyonel prosesten her halükarda daha iyiydi.”
GEA Pre2Fuel, her kalitede veya karışımda her türlü ham maddeyi işleyebilmektedir. Yapılan kapsamlı testler, hangi ham madde test edilirse edilsin, GEA Pre2Fuel’in fosfor ve metal azaltımı bakımından konvansiyonel ön-işlem prosesinden daima daha iyi sonuçlar verdiğini göstermiştir.
Julian Poll
GEA Yenilenebilir Enerji Departmanı Satış ve Ürün Müdürü
PE (polietilen) filtrasyonundan sonraki ikinci aşama, GEA uzmanları tarafından iki anahtar alanda optimize edilmiş reçine giderme işlemidir. “Birincisi önemli ölçüde daha düşük artık fosfor ve metal içeriği ile saflık açısından ve ikincisi de daha az yağ kaybı ile verimlilik açısından,” diyor Poll. Çevreye zararlı ağartma aşamasının ortadan kaldırılması, CO₂eq emisyonlarında %12’ye varan bir azalma anlamına da gelmektedir. GEA’nın sonuçları, TÜV Rheinland tarafından yapılan testler de dahil olmak üzere kapsamlı testlerle bilimsel olarak doğrulanmıştır. “Prosesimizi kullanan herkes, başlangıç kalitesi düşük olan ham maddeleri sürdürülebilir ve verimli bir şekilde işleyebileceğine güvenebilir” diye sözlerine ekliyor.